TRABZON İLİNİN TARİHİ
Sayfa: 1/4
Nieuwe pagina 4
TRABZON İLİNİN TARİHİ
Trabzon'un kuruluşu M.Ö.2000 yıllarına inmektedir. Erzurum'dan geçen ve
İran sınırına varan, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan tarihi İpek
Yolunun başlangıcında kurulan Trabzon şehrinin ilk kurucularının
Ortaasya ve Kafkaslardan bölgeye gelen Turani Kavimlerden Marlar,
Tibarenler ve Moskların olduğu tarih kitaplarında yer almaktadır.
Trabzon'un kuruluşundan itibaren geçirdiği devreler şöyle sıralanabilir.
I.Devir: Kuruluşundan serbest şehir oluncaya kadar geçen
devir (M.Ö.2000-M.Ö.750).
Bu devir karanlık geçen bir devirdir. Bahçecik mevkiinde bulunan bazı
kalıntılar bize bu bölgeye ilk defa Kafkasya'dan Mosklar, Tibarenler ve
Marların gelerek tarım ve balıkçılık ile meşgul olduklarını
bildirmektedir. Orta Asya'da ve Orta doğu'dan gelen ticaret yollarının
denize ulaştığı yer olan Trabzon'un ticari ve stratejik önemi bu dönemde
de Ege kıyıları halkınca biliniyordu.
Efsane olmakla birlikte meşhur Argonatlar Seferi bunu gösterir. "Colehide-Kolşit"
denilen şimdiki Gürcistan'ın bir kısmını ve oradan batıya doğru
Trabzon'a kadar uzanan sahili içine alan mıntıkanın ormanlarının
zenginliği ve dağlardaki madenler daha o zamanlarda meşhurdu. Milattan
çok önce geçtiği sanılan seferin gayesi Kolsşit'te asılı olduğu dilden
dile dolaşan bir altın postu elde etmekti. "Altın post" un bu bölgenin
zenginliğinden kinaye olduğu söylenir. Her halde buraların servetine
alâmetti. Bazı rivayetlere göre madencilik sanatı bu bölgede oturan bir
kavim tarafından bulunmuştur.
II.Devir: Serbest Şehir Devri (M. Ö. 750 M. S. 50).
Bu devir M.Ö.8. Yüzyıl ortalarından Miladın ilk yüzyılı ortalarına kadar
süren devirdir. Bu devirde M. Ö. 756 yılında Sinop'tan kolonizatör
Miletliler Trabzon'a gelmişlerdi. Zamanlarının en iyi denizci ve
tüccarları olan bu kolönizatörler aslen iyonya'nın en önemli
merkezlerinden Milet şehrindendirler. Buna nisbeten Miletliler veya
Mileliler diye tanınırlar.
Ege kıyılarından kalkıp boğazları aşarak Karadeniz'e çıkan ve herşeyden
önce ticaret fikriyle hareket ettikleri söylenen Miletliler ilkin M. Ö.
785 yılında savaşla Sinop'u'ele geçirmişlerdir. Tabii limanıyla Sinop
Şehri bu insanların merkezi olmuş ve oradan Karadeniz'in her tarafına,
alışverişe elverişli buldukları noktalara yayılmış ve yerleşmişlerdir.
Miletliler, Sinop'u elde ettikten 29 yıl sonra Ordu ve Giresun ile
birlikte, kendilerinden önce var olan Trabzon'a da gelmişler ve ne şekilde
olduğu bilinmeyen bir surette yerleşmişlerdir.
Şehirden ilk bahseden, M. Ö. 400 yılında Onbinlerin bakiyesi olan
sekizbin küsür kişilik ordu ile Trabzon'a gelen Yunanlı komutan ve
filozof Ksenefon'dur. Şehir O'nun zamanında Sinop'a belli bir vergi
ödüyordu. Onbinler Trabzon'da kendi dilini konuşan Sinop'a mensup
Miletlileri buldular. Bir ay kadar Trabzon'a misafir kaldıktan sonra
memleketlerine deniz yoluyla ulaşmak istediler. Ancak, Trabzonluların
gemilerinin önemli bir kısmı seferde olduğu için ordunun yanlızca bir
kısmının Trabzonluların yelkenleriyle denizden, diğer kısmının ise
karadan yollarına devam ettiği kaydediliyor.
Miletliler, Trabzon'dan Asya'nın göbeğine ve Ortadoğuya ulaşan ticaret
yolları üzerinden akan alışveriş hareketlerinin bağlanıp çözüldüğü
Trabzon'da çok büyük servetler elde etmişler ve merkezleri olan Sinop'u
her sahada geride brakmışlardı. Trabzonluların yüzlerce parçalık
gemileri gelen ve giden ticaret emtiasını Karadeniz'in her tarafına ve
boğazları aşarak Ege kıyılarına taşıyordu.
M. S. birinci yüzyılın ortalarına kadar, bazı sarsıntılarla birlikte
devam eden bu serbest şehir dönemi Roma hakimiyeti takip etti.
III. Devir: Roma Devri (50-395)
Romalılar, diğer Yunan sömürgelerine yaptıkları gibi Trabzon'a da "Serbest
Şehir" ünvanı ve imtiyazını bırakmışlardı. Trabzon Romalılar için doğuda
bir üs ve iaşe merkezi halini almıştı. Karadeniz'deki Yunan
sömürgelerinin merkezi olan Sinop, Roma döneminin başında önemini
kaybetmişti. Trabzon ise giderek güç kazanmış ve Karadeniz'in en işlek
iskelesi, en canlı ticaret merkezi haline gelmişti.
Romalılar Trabzon'a konumundan dolayı özel önem veriyorlardı. Roma
imparatoru Adrian M. S. birinci yüzyılda şimdiki Kalepark / Güzelhisar'ın
denize doğru uzanan kayaların altını oydurarak bir liman yaptırmıştı.
Osmanlı devrine kadar işe yarar halde kalmış olan bu liman sonraları
kumla dolmuş ve kullanılmaz hale gelmiştir.
Latince Bella Castron limanı olarak anılan bu liman, Avrupa-Asya ve
Ortadoğu ticaretinde çok önemli bir yere sahipti. İçten veya denizden
gelen transit emtia deve ve gemilerden, limanın tam üstündeki etrafı
surla çevrili olan ve zamanına göre umumi mağaza mahiyetinde olan bu
antrepoya boşaltılır, içeriye veya taşraya gidecek olan emtia dahi
oradan yüklenirdi. Burası Avrupa'dan Asya'nın ortalarına kadar ulaşan
tarihi ipek yolunun deniz ucundaki basamağında kurulan bugünkü manasıyla
bir serbest bölge idi.
Sonraki Sayfa (2/4) 
|
|
|
|
|